Ana içeriğe atla

DEVLETİN YENİDEN ORGANİZASYONU

       Tasarılarımı yazıya aktardığım ilk yazmam. 1992 yılında Yeni Forum Dergisi ve basında haber olarak yayımlandığında Türkiye’de, böyle bir yapılanmanın ne adı nede düşüncesi vardı. O zaman cumhurbaşkanlığına ve başbakanlığa giden yazı ve önerilerimin gerekli biçimde kullanılacağına dair birçok resmi yazılar geldi. Bu koordinasyon kurulları, stratejik planlamalar v.s çok yıllar sonra ortaya çıktı. Malumunuz Fikir adamı harcamak  bizim ve kurumlarımızın en sevdiği şeylerdir. Ancak o zaman İki aydın insan Erciyes üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Naci Kınacıoğlu ve Kayseri Valisi Metin İlyas Aksoy beni manen çok desteklemişlerdi. Bu vesile ile onlara şükranlarımı sunuyorum.

      FİKİR VE Tasarımlarda VERİMLİLİGİ ARTIRMAK               Şubat-1992     
                              
    Özgürce düşünerek fikirler üretebilmek, tasarımlar yapabilmek varolmanın ve insanca yasamanın en büyük nimetleridir. Ancak elimizdeki nimetleri kaybetmemek ve teminat altına alabilmek, daha verimli bir hale getirebilmek için Türk devletinin ve milletinin sahip oldugu kaynakların israfını önleyerek, akılcı ve ileriye dönük kalkınma sistemleri oluşturabilme idealleri uğruna mücadele etmeliyiz.
     En büyük kaynak, insanların zihinsel ürünleri ve bunları bilinçli olarak kullanabilmesidir.
Sistemleri olusturabilmekte, israfı önlemekte zihinsel ürünlerin kolektif hareketleridir.
Bugün ülkemizde yapılan en büyük israf zihinsel ürünlerin ortaya çıkartılmaması ve beyin erozyonuna seyirci kalınmasıdır. Gözlerimizin önünde kaybedilen beyinleri, keşfedilmeden yitirilen yetenekleri gördükçe kahrolmamak mümkün degildir.
    Yüksek kalkınma performansı saglamak, insanlarımızı insanca yasatabilmek, onları
daha ileri hedeflere yönlendirebilmek hatta bütün dünyaya hizmet edebilmek istiyorsak, yapacagımız mücadelenin ilki beyin israfinin önüne geçilebilmesinin gerekli ve önemli oldugu bilincini oluşturmak olmalıdır. Daha sonra sistematik bir biçimde zihinsel ürünleri devletimizin degerlendirmesini saglamaktır. Kısacası devletimizi her alanda motive etmek durumundayız. Çünkü devleti olusturan bizleriz. Biz devletimize motor gücü saglamaz, ondan uzaklaşır isek devlet milliligini kaybeder ve Türk milletinin devleti olmaktan uzaklasır. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Türk devleti ve milletinin çok zengin maddi ve manevi kaynaklara sahip olmasina ragmen bugün haketmedigi bir yerde bulunmasının temel sebelerini söyle telakki ediyorum.

1-)Birçok konularda fikir üretimi ve tasarımı yapılmamıştır.
2-)Yönetim kadrolarımız genel olarak basiretsiz davranmıslar ve ilerisini yakalayamamıslardır.
3-)Idari teskilatlarımız kamu ve özel sektörümüz atıl kapasite ile çalısmıstır.
4-) verimlilik düsük oranlarda kalmıştır.
5-)Kişiler-kurumlar, Kurumlar-kurumlar arası iletisim ve koordinasyon yetersiz kalmıştır.

Türk Devletinin çok daha ileri seviyelere gelmesini istiyorsak, bana göre yukarıda saydıgım temel sebeblere süratle ciddi çözümler getirilebilmesi gerekir. Bunun en rasyonel yolu da, Türk devletini ve milletini ilgilendiren bütün konularda yapilan fikir üretimleri ve tasarımlarını bünyesinde toplayan, bunların çok yönlü analizlerini yapan, fizibilitesi olumlu olan fikir ve tasarımların uygulamaya konulması için mütesebbis olarak hareket eden bir “ KOORDİNASYON bakanlıgı ” kurmaktır veya Başbakanlıga baglı bir “KOORDİNASYON müstesarlıgı” kurmaktır. O da olmazsa bu orijinde faaliyet gösterecek dernekleri ve vakıfları teşvik etmektir.
MİSYONUMUZ ;  BEYIN EROZYONUNUN önüne geçilmesi bilincinin oluşturulmasını saglamak. Yeni fikirler üretmek. Yeni tasarımlar yapmak. Fikirler ve tasarımlarda verimliligi artırmak. Eski fikirleri ve tasarımları günümüze ve gelecegimize adapte etmek. Yabancı kökenli fikirleri ve tasarımları devletimizin ve milletimizin faydalanabilecegi formasyona getirmek. GÜÇLÜ VE MİLLİ BİR TÜRK DEVLETİ için yetenekli zihinlerin çok yönlü degerlendirilmesini yapmak. Devletin ilgili organları ve kurumları ile koordinasyon kurarak, devletimizin bu potansiyeli en akılcı biçimde kullanabilmesini, uygulama safhasına geçilmesini saglamaktır. Saygılarımla.

OGUZ SOLAK- Kayseri- Şubat 1992

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BEYİN GÖÇÜ !

Beyin göçünü önlemek söylemlerinin modası geçmiştir. Çünkü imkanları daha çok olan ülkelere, yüksek verimle çalışabilmek için giden, bu yetenekli insanlarımızın,bize dönme ihtimalleri her zaman vardır .Kaldı ki dışarıya giden beyin gücümüzden kat kat fazlası ülkemizde mevcut olduğu halde, yetenekli insanlarımızı ortaya çıkartıp, ellerinden tutmuyoruz. Yani bir BEYİN EROZYONU meselemiz var. Yetenekli insanların her türlü gereksinimlerini karşılayacak yapılanmalara gitmiyoruz. Tübitak, kobiler, teknoparklar v.s. hepsi de kurulmuş düzenleri olanları, zengin olanları destekleyen yapılanmalardır.
Siz Türkiye de hiç duydunuz mu; başarılı fakat maddi gücü sınırlı bir mucide veya mühendise, gel arkadaş bütün ihtiyaçlarını ben karşılıyorum ,sen bu ülke için beyin gücünü ortaya koy diyen bir KURUM. Türkiye de yok. ABD veya İsrail de var. Onlarla bizim aramız daki kalkınmışlık farkının ana teması budur.
Hepimiz bunun farkındayız diyeceksiniz. O halde neden harekete geçmiyoruz sorusuna ben cevap…

Sarıkeçililer ve Karakeçililer

SARIKEÇİLİLER: Bin yıl önce Anadoluyu Türk yurdu haline getirmek için gelen, bazı Oguz boylarının oymakları dır. Akdeniz ve Ege dağlarında yaylanan ve Mersin yöresinde kışlayan bin yıllık geleneğimizin son temsilcileri olan Sarıkeçililer, yüzyıllardır uygulanan politikalar neticesinde fakir ve cahil bırakılmışlardır.Ne belirli bir yaylakları, ne belirli bir kışlakları vardır. Mezarlıkları bile yok, ölüm hangi dağ başında yakalarsa, orada gömüyorlar. Sarıkeçililer, arasında Türkuaz göz, sarışınlık çokça yaygındır. Evlad-ı Fatihan namıyla anılan asırlar önce Avrupa'ya yürüyen balkanlardaki soydaşlarımızın çoğu Sarıkeçili Yörüklerinin torunlarıdır.
KARAKEÇİLİLER: Oğuzların Kayı boyundan.İsimleri, Karacahisar kalesinin fethi sırasında Ertuğrul gazi tarafından verilen Karakeçililer, Orhan gaziden II. Abdülhamit zamanına kadar dışlanmışlardır. O kadar ki Güneydoğu bölgemizde yaşayan Karakeçililer, Arapça ve Kürtçe konuşmaya ve yüzyıllar içerisinde kaldıkları bu asimilasyon neticesinde …

16 NİSANDAN ( 2017 referandumu) SONRASI...

Politikacılarımızın davranış temayüllerini dikkate alarak  baktığımızda, referandum sonrasında, her iki sonuç içinde, erken seçimlere gidilmesi ihtimali, kaçınılmaz gözükmektedir. Şunu hatırlatmak isterim ki Olağanüstü durumların, hızlı değişimlerin, büyük ikilemlerin, insan yaşamını ve doğal hayatı tehlikeye atan gelişmelerin yaşandığı yirminci yüzyılın devamında “yeryüzünde yaşam” belirsizliğe ve riske girmiş durumdadır. Türk insanının artık dalga geçmeyi bırakıp, sorumluluklarını üstlenmesi, kendine olan öz güvenini tazelemesi, politikacı maşası olmak yerine kişisel ve toplumsal çıkarlarını korumasının "gerçek beka sorunu" olduğunu idrak etmesi, zaruri bir hal almıştır. Halk oylaması sonrası için konuyu, rakamlara ve terimlere boğmadan kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum:
EVET çıkması durumunda:
16 nisan sonrası, iki partili sisteme yönelim başlayacak iktidar ve muhalefetteki partiler temelinden sarsılacaklardır. Ertelenen Fetö tartışmaları ve diğer iç hesaplaşma sonu…

SAVUNMA SANAYİ Kayseri Çalıştayının (!) Ardından... Oguz SOLAK

Çalıştay dan çok, sunum ve bilgilendirme diyebileceğimiz bu toplantının, artı - eksi yönlerini ve gözlemlerimi sizlere aktarmak istiyorum.
Milli yapılanma konusunda uzun yıllardır yazan birisi olarak, yapılan her katkıya ve emeğe saygılıyım. Ancak ifade etmeliyim ki milli yapılanma konusunda, aşırı zaman kayıpları ve oyalanmalar, bizi tembelleştirecek ve körleştirecek, tuzaklanmış böbürlenmeler var. Klasik sebeplerin dışında daha önemli olanı da entelektüel birikimleri bir araya getirerek pragmatik hareket edemediğimiz gerçeğidir. Bazı ayrıntıları atlamak, her olası krizde yeniden planlama yapmak zorunda kalmakve başa dönmek zaman kaybıdır. Nedir bu, genel olarak önemsiz gibi görünen ama önemsenmesi gereken ayrıntılar: 1-Her kesimde genel olarak özgüven eksikliği ve akabinde gelen boş övünmeler ve kasılmalar var. 2- Bilgiye ulaşmak yerine tahminler, kaynağı belirsiz haberler, boş inançlar, spekülasyonlar, zanlar, ve zihnimizin yansımaları var. 3- Bizim gibi Fikir insanlarının veya Kuramc…

BAŞKANLIK BİZE UYGUN MU?

Uygun diyenlere en azından ders notlarımı okumalarını,halkoyuna sunulan değişikler ile karşılaştırmalarını, doğru bilgilere ulaşarak fikir sahibi olmalarını, Benzer yanları olsa da referandumla önümüze sunulanın Başkanlık sistemi olmadığını,  daha vakur düşünmelerini, Tarih ve soyumuzun “ Anav kültüründen başlatırsanız” 6000 yıllık birikimine rağmen kibir ve kasıntı odaklı bir dayatma ile Ülkemize alelacele gelecek yazmanın hiç yakışmadığını ve bu tercihin çok erken olduğunu söylerdim … Oguz SOLAK/ Uluslararası ilişkiler Böl.
ABD DEVLET SİSTEMİ ÖZETİ: 240 yıllık Başkanlık kültürü 324 milyon nüfus , 9.8 milyon km2 lik alanda 50 devlet, 1 federal bölge ve kendine has bir yığın farklı yapılarda bir ülke. Anayasası 1789 da yürürlüğe girmiş 7 madde ve 27 değişiklikten oluşur. ( 17 değişiklik 1795 den 1992 yılına kadar geçen sürede yapılmıştır.) Devlet sisteminin en üstünde Federal Hükümeti oluşturan Yasama(kongre), Yürütme( başkan), Yargı (yüksek mahkeme ) ve ona bağlı çok sayıda organ var…

Kamu diplomasisini kullanmak

Sayın Cumhurbaşkanım;
Zat-ı Aliyelerinizin bildiği üzere, devletler arasında dostluk veya düşmanlık görüşleri üzerine şekillenmiş ilişkiler yerine, çıkar paylaşımlarına dayanan ilişkiler, geçerli olan reel politikadır. Ancak TÜRKİYE haklı olduğu konularda, yanlış stratejik yöntemler izlemesi sebebi ile kalkınmasına ve refahına ayıracağı mesai ve kaynaklarının nerede ise tümünü, Türkiye üzerinde emelleri olan legal ve illegal oluşumların saldırılarına karşı koymak için harcamaktadır. Devlet bu işe eski yöntemlerin dışında bir çare bulmalıdır. Naçizane, yoğun ilişkilerimizin olduğu ülkeler için uygulanmasını istediğim önerim şudur:
"Türkiye, Devlet başta olmak üzere ilgili sivil unsurları ve gerekli kaynakları ile bir bütün olarak başta Amerika Birleşik Devletleri Halkı olmak üzere Rusya, AB ülkeleri, İsrail, Ermenistan,Yunanistan ve diğer komşu ülke Halklarına yönelik kalıcı, evrensel kavrayıcılığı olan  KAMU DİPLOMASİSİ atağına geçmelidir."
Türkiye'nin bir devlet ile an…

İSTİHBARAT& CASUSLUK faaliyetleri-NSA

       İstihbarat ve casusluk, insanlık tarihinin çok önemli zihinsel çalışmalarıdır. Casusluk üstün bir zekâ, estetik duygusu, gelişmiş hayal gücü, ketumiyet, entelektüellik, kapsamlı kültür ve bilgi birikimi, analitik düşünme, cesaret, dürüstlük, sadakat ve zarafeti bir arada taşıyabilenlerin sanatıdır.
      Dünyanın en büyük casusluk teşkilatı olan Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA internet sayfasında misyonumuz bölümünde şöyle yazıyor: “...NSA, sinyal istihbaratı ile haberleşme güvenliği  için her koşul altında  ABD halkının çıkarları uğruna istihbari bilgi toplar ve ağ üzerinde operasyonlar  yaparak milleti için kesin bilgi üstünlüğü sağlar. Ulusal yemin bölümünde ise,  NSA çalışanları her şeyden önce ve sonra daima Amerikalıdır. Her çalışan, Anayasa’yı ve ABD’yi, iç ve dış bütün düşmanlarına karşı desteklemeye, korumaya yemin etmiştir.”
    Yazının ilerleyen bölümlerinde uluslararası ilişkilere yön veren NSA, CIA, MOSSAD,eski KGB , MI6 gibi teşkilatların nasıl titiz ve özver…